insanlar var bazı
masmavi böyle içi akıyor gibi
parmağını uzatıyorsun
çarpıyor eline acıtmadan kaldırıyor bütün tüylerini
soğuğu
bir adım ötesindeki boşluğu
boşluk değil tekinsiz
bilemezsin.
insanlar var bazı,
boşluğunda durduğun tekinsiz.
ama güvenli önündeki akan mavi
uzatırsın elini
ve birleştirir tüm etlerini
parmakların diğerlerine yapışır
boynun kalınlaşır kolların memelerine düğümlenir
dizlerin düzleşir.
insanlar öpüşünce
dişleri erir.
köpek dişi düzleşir
azı dişi kuşatılır tükürük mermileriyle.
mavi beden gölde
süzülür öylece
buradaki nehirden bir yere
bir yerlere.
bütün ellerim parmaklarım boyalı bomboyalı bombok
musluk çok uzakta kaldı

ah bu manasızlıklar
yorgun gözlerim ağzıma küfrediyor
ağzım susuyor.

dalgaların uzak dalgalarını gördüm uzaktan.
siyahın tonlarıydı ve koyu mavinin
açık siyahtı çizgileri ve koyu siyahtı içi
uzaktı uzaktaydı elimi uzatsaydım tutamazdım
eğer ölmezsem, yine buradayım.

dilimdeki küçük tırtıllar teker teker yandılar
canları pek acıdı
kül olmaya bir kala soğudular

sonra yine yandılar baştan aşağı
ve canları çok acıdı
kül olmaya yarım kala soğudular

ağladılar tırtıllar bağırarak
ta ki biri klavyenin sessiz tuşuna basana kadar
dün dü da ha sa bah
şim di ak şam.

şim di dün ol du bu gün ak şam.

gece var bugun akşam.
yastık gözüme batıyor şimdi uyku.
şimdi sabah o zaman 
hemen sabah

hem sa bah he men sa bah
he men kah val tı o za man

bu zaman hemen sabah
bu zaman hemen zeytin
şimdi hemen peynirdi o za man
yarın peynirdi.

ha ya rın sa bah
ha bu ak şam.
hiçbir şey demesem daha iyi.